top of page
Tüm Eserler
KURMACA EDEBİYAT


Oidipus: Oğlun Anneye İlgisi ve Babayı Kıskanması
Oidipus mitinin etimolojik kökenlerinden Freud’un psikanaliz kuramına uzanan büyüleyici bir zihinsel yolculuk. Bu mecra; adının "şiş ayak" ile "bilmek" arasındaki bağını, Homeros’tan Sophokles’e anlatı farklarını ve Oidipus kompleksinin tarihsel dönüşümünü odağına alıyor. Mitoloji, dil bilimi ve psikolojinin kesişiminde insanın kendi hakikatini arayışını keşfetmek isteyenler için yazılan bu metin, varoluşa dair derinlikli bir kılavuz işlevi görüyor.
Kurmaca Edebiyat
21 Eki3 dakikada okunur


Kelle Koltukta Bir Varoluş
Hamamböceğinin kafasız hayatta kalma mucizesi üzerinden insanın varoluşsal yıkımlarını ve anlamsızlıkla mücadelesini sorgulayan sarsıcı bir deneme. Bu mecra; zihnin tarumar olduğu anlarda bile yaşamaya devam eden insanın biyolojik direnci ile ruhsal travmaları arasındaki o ince çizgiyi odağına alıyor. Biyoloji ile felsefenin kesişiminde ruhun direnişini keşfetmek isteyenler için kaleme alınan bu metin, varoluşa dair edebi bir ayna işlevi görüyor.

Zeynep Kömür
19 Eki2 dakikada okunur


Gül-i Yektâ
Alperen Öztürk’ün "Gül-i Yekta" şiiri üzerinden tasavvufi bir derinlikle yalnızlığı, sabrı ve ruhun asaletiyle sürdürdüğü sessiz direnişi işleyen edebi bir tahlil. Bu mecra; karanfillerle çevrili bir dünya cehenneminde kendi gizli ateşinde yanan yegâne gülün, ezeldeki söze sadakatini odağına alıyor. Kalabalıklar içinde kendi hakikatini korumak isteyenler için kaleme alınan bu şiir, ruhun sarsılmaz zarafetini hissettiren edebi bir ayna işlevi görüyor.

Alperen Öztürk
17 Eki1 dakikada okunur


Ev
Serbay Melik Güzel’in "Ev" öyküsü üzerinden çocukluk travmaları, kayıplar ve geçmişin ağırlığıyla yüzleşen sarsıcı bir içsel kaçış hikâyesi. Bu mecra; zifiri karanlık pencerelerin, satılamayan bir ahşap evin ve benliği kuşatan korkuların gölgesinde biçimlenen karanlık bir tahlili odağına alıyor. Anıların yükünden sıyrılmaya çalışan bir ruhun çaresizliğini keşfetmek isteyenler için kaleme alınan bu öykü, zihnin en tekinsiz odalarını görünür kılan edebi bir ayna işlevi görüyor.

Serbay Melik Güzel
15 Eki2 dakikada okunur


Mayıs Kasidesi
Gülsu Saylu’nun "Mayıs Kasidesi" şiiri üzerinden baharın, Kadıköy sokaklarının ve aşk dolu anıların izini süren nostaljik bir yolculuk. Bu mecra; Yeşilyurt’tan Moda’ya uzanan adımlarda mimoza kokularını, yağmur damlalarını ve unutulmayan o tatlı dokunuşları odağına alıyor. Mayısın tazeliğinde geçmiş bir aşka ve yeniden başlama umuduna sarılmak isteyenler için yazılan bu metin, kalbin en ince kıvrımlarına dokunan edebi bir ayna işlevi görüyor.
Gülsu Saylu
13 Eki1 dakikada okunur


Robotlar İçin Oyunculuk Teknikleri
Pınar Kartal’ın "Yakın Gelecek: Robotlar İçin Oyunculuk Teknikleri" yazısı üzerinden Eric Morris ve Stanislavski tekniklerini, yapay zekâ ve robotik tiyatro bağlamında ele alan sarsıcı bir tahlil evreni. Bu mecra; sahnede "rol yapma" ile "olma" arasındaki ince çizgiyi, Uncanny Valley örneği üzerinden makinelerin duygu ve performans sınırlarını odağına alıyor. Oyunculuğun ve tiyatronun geleceğini felsefi bir bakışla sorgulayan bu metin, edebi bir kılavuz işlevi görüyor.

Pınar Kartal
11 Eki6 dakikada okunur


Geçmişte Kalsam Ne Olur
Rıdvan Yıldız’ın "Geçmişte Kalsam Ne Olur" şiiri üzerinden zamanın akışını, özlemi ve varoluşsal yorgunluğu işleyen hüzünlü bir tahlil durağı. Bu mecra; eylülün yarısında takılı kalan anıları, maskeli günlerin kırdığı nefesleri ve Ankara'nın gölgesinde unutulmayan el ele yürünmüş yolları odağına alıyor. Kalabalıkların içinde tek başına bir yol gibi kalanların duygularına tercüman olan bu metin, ruhun yorgunluğunu görünür kılan edebi bir ayna işlevi görüyor.

Rıdvan Yıldız
9 Eki1 dakikada okunur


Ah Şu Eller
Merve Navruz’un "Ah Şu Eller" denemesi üzerinden gurbetin, yabancılaşmanın ve anlaşılmamanın izini sürten içsel bir yolculuk. Bu mecra; kalabalıkların ortasında çekilen yalnızlığı, "el olanlar" içinde kalbin sessizleşmesini ve insanın kendine küçük bir memleket kurma çabasını odağına alıyor. Kalbin kendi içine çekildiği anlarda üşümemeyi ve öz değerini korumayı arayanlar için samimi bir dille yazılan bu metin, ruhun derinliklerine dokunan edebi bir ayna işlevi görüyor.

Merve Navruz
7 Eki2 dakikada okunur


kadın gitti, erkek durdu; erkek gitti, kadın durdu
İşte ya, tek bir zamanda, tek bir yerde idiler. Hatta daha öncesinde hiç bu kadar aynı yerde hissetmemişler, birbirlerine bu kadar yakın olmamışlardı. Bir vücuttular, bir vücuttalar. Aldıkları karar onları öylesine yakınlaştırdı ki, ağaca sarılan sarmaşık gibi dolandılar.

Mert Yaman
5 Eki1 dakikada okunur


Tanrı Misafiri
Erdi Erden’in "Tanrı Misafiri" metni üzerinden bipolar bozukluk, zihinsel yükler ve yalnızlıkla biçimlenen sarsıcı bir iç döküş evreni. Bu mecra; kaygılı düşüncelerin, geçmişin gölgelerinin ve rutinlere tutunma çabasının ortasında hayatı ve Tanrı'yı sorgulayan özgün bir anlatıya ev sahipliği yapıyor. Zihnin karanlık kıvrımlarında gezinmek isteyenler için dürüst ve estetik bir dille örülü bu metin, ruhun en kırılgan hallerini görünür kılan edebi bir ayna işlevi görüyor.

Erdi Erden
3 Eki2 dakikada okunur


Filanca
Fahri Haris Doğan’ın "Filanca" şiiri üzerinden insanın belirsizlikle örülü yolculuğunu ve zamanın eriyişini sorgulayan imgesel bir durak. Bu mecra; mekânın, isimlerin ve kimliklerin silikleştiği bir güzergâhta, toprağın gidenleri sessizce barındıran umursamazlığını odağına alıyor. Varoluşun ve kayboluşun izini sürmek isteyenler için felsefi bir dille yazılan bu metin, adımların ve hayallerin kırılganlığını hissettiren edebi bir ayna işlevi görüyor.

Fahri Halis Doğan
1 Eki1 dakikada okunur


Oktay Rifat | Agamemnon | Kendi Sesinden
Oktay Rifat’ın "Agamemnon" şiiri, mitolojik imgelem ile toplumsal gerçekliği birleştiren destansı bir anlatıya sahiptir. Şair, Antik Yunan mitolojisinden Agamemnon figürünü tarihsel bir dekor olarak kullanırken, odağa Anadolu insanının, yoksul halkın ve ezilen sınıfın dirayetini koyar. Yönetenlerin ve egemenlerin dünyası ile nasırlı elleriyle toprağı işleyenlerin çilesi arasındaki uçurumu görünür kılar. Yaşamın ve varoluşun sancılarını tarih boyunca süregelen insanlık dramı ü

Kurmaca Edebiyat
30 Eyl1 dakikada okunur


Arzu
Ahmet Ayhan’ın dizelerinden dökülen; toplumsal huzur, adalet ve insanca yaşam arzusunu odağına alan derinlikli bir evrensel çağrı. Bu mecra; bireysel mutluluğun ancak insanlığın huzuruyla mümkün olabileceğini fısıldayan samimi ve toplumsal bir şiire ev sahipliği yapıyor. Kötülüğün karşısında durup insanca bir yaşamın ve toplumsal barışın izini sürmek isteyenler için içten bir zarafetle yazılan bu şiir; vicdanlara seslenen edebi bir ayna işlevi görüyor.

Ahmet Ayhan
26 Eyl1 dakikada okunur


Bosphoros - Tarihsel ve Mitolojik Etimoloji
İstanbul Boğazı’na adını veren Bosphoros kelimesinin mitolojik ve etimolojik izinde antik bir yolculuk. Bu mecra; Zeus’un gazabından kaçan İo’nun sürgününden Boğaz’ın "İnek Geçidi" olarak adlandırılmasına uzanan o efsanevi öyküyü odağına alıyor. Coğrafyanın dil ve mitolojiyle nasıl biçimlendiğini keşfetmek isteyenler için kaleme alınan bu metin, geçmişin kadim anlatılarını günümüze taşıyan edebi bir kılavuz işlevi görüyor.
Kurmaca Edebiyat
25 Eyl1 dakikada okunur


Ertelediğim Gökyüzü: Veda Ederken Birikenler
Zeynep Kömür’ün "Ertelediğim Gökyüzü: Veda Ederken Birikenler" denemesi üzerinden ertelemelerin, korkuların ve kaçırılan ihtimallerin izini süren sarsıcı bir varoluşsal muhasebe. Bu mecra; yaşanmamış anların ruhumuzda bıraktığı sızıyı ve "sonra" kelimesinin yarattığı ağır yükü odağına alıyor. Hâlâ vakit varken cesaretle yaşamın içine karışmak ve özgürleşmek isteyenler için kaleme alınan bu metin, hayatın ertelemediğimiz anlardan ibaret olduğunu hissettiren edebi bir ayna işle

Zeynep Kömür
24 Eyl5 dakikada okunur


İnzivâ-yı Gül-i Rânâ
Bazı hayatlar, keskin kokulu karanfillerin kuşattığı uçsuz bucaksız bir bahçeye benzer. Karanfil vakurdur, sadakatle toprağına bağlıdır; kokusuyla çevresini ağır bir duman gibi sarar. Ancak o bahçenin tam kalbinde, her şeye inat bir gül çiçeği filizlenir. Gül, karanfillerin o bilindik kokusuna yabancıdır; rengiyle, dikenleriyle ve narin boynuyla o bahçenin içinde hem bir sürgün hem de bir sultandır.

Alperen Öztürk
22 Eyl2 dakikada okunur


Ölüm Bir Anlık Değildir
Yaşamın getirdiği ağır yükler ve zorluklar karşısındaki direnç ile yavaş yavaş gerçekleşen manevi ölüm arasında bir paralellik kurulur; insan tıpkı yaşamak için direndiği gibi, ölüm sürecini de anlık bir olay olarak değil, zamana yayılan bir mücadele şeklinde tecrübe eder.
Nafiye Tanbastılar
20 Eyl1 dakikada okunur


Pars
Toroslar'da yaşayan genç Anadolu parsı, babası Güneş'in gidişi ve annesi Gölge'nin avcılar tarafından katledilmesiyle büyük bir yalnızlığa gömülür. İçindeki çocuksu oyun tutkusu, yerini kayıpların getirdiği derin bir yasa ve intikam hissine bırakır. İnsanların dünyasına doğru yola çıkan pars, rüyasında katran ağacına dönüşen babasıyla karşılaşır. Babasının dokunuşuyla varoluşsal bir dönüşüm geçirir; zamanın ve mekânın ötesine geçen mistik bir kadere teslim olur.

Erdi Erden
18 Eyl8 dakikada okunur


Limen
İçsel bir boşluk yaşayan ana karakter, sıradan gibi görünen bir sabaha garip aksiliklerle uyanır. Aynada yüzünü göremez, rüzgârı hissedemez ve sigarasından duman çıkmadığını fark eder. Gerçekliğin kırıldığı bu donuk, gri dünyada benzin istasyonuna vardığında, çocukluğunda babasıyla özdeşleşen turkuaz bir Anadol’un uzaktan yaklaştığını görür. Karakter, hayatın ve ölümün eşiğindeki o son durakta varoluşsal bir kabulleniş yaşar.

Serbay Melik Güzel
17 Eyl3 dakikada okunur


Yazın Orta Sayfaları Sığınmış Bir Türküye
Rıdvan Yıldız’ın şiiri; modern hayatın koşturmacasına, dünyanın kederine ve varoluşsal yüklere karşı şairane bir içe çekiliş metnidir. Şair; taş, su, melekler ve atlar gibi imgeler üzerinden çocuklarının uykusunu korumayı, ruhundaki taşkın duyguları dizginlemeyi ve dünyanın taşıdığı ağır kahır karşısında kendi ellerine, benliğine anlam aramayı işler.

Rıdvan Yıldız
16 Eyl1 dakikada okunur
bottom of page