top of page

İnzivâ-yı Gül-i Rânâ

Yazarın fotoğrafı: Alperen Öztürk
Alperen Öztürk
22 Eyl
2 dakikada okunur

İnzivâ-yı Gül-i Rânâ

Bazı hayatlar, keskin kokulu karanfillerin kuşattığı uçsuz bucaksız bir bahçeye benzer. Karanfil vakurdur, sadakatle toprağına bağlıdır; kokusuyla çevresini ağır bir duman gibi sarar. Ancak o bahçenin tam kalbinde, her şeye inat bir gül çiçeği filizlenir. Gül, karanfillerin o bilindik kokusuna yabancıdır; rengiyle, dikenleriyle ve narin boynuyla o bahçenin içinde hem bir sürgün hem de bir sultandır.


Bu bir aykırılık değil, bir hakikat arayışıdır. Herkesin aynı yöne baktığı, aynı kokuyu süründüğü bir kalabalıkta, kendi rengini korumaya çalışan ruhun sancısıdır gül olmak. Karanfillerin keskinliği arasında o zarif yapraklarını açmak, aslında “bağr-ı dehrin” tüm fırtınalarına karşı bir meydan okumadır. Gül, o bahçeye ait olmadığını bilir ama orayı güzelleştiren tek şeyin kendi varlığı olduğunun da farkındadır. Tıpkı kalbin, mantığın soğuk duvarları arasında aşkı fısıldaması gibi; gül de karanfillerin arasında sessizce aşkın ve zarafetin dilini konuşur. O, her dokunuşta kanatan bir diken değil, her bakışta ruhu tazeleyen bir mucizedir.


Gülün bu sessiz direnişi, aslında bir “Elest” yankısıdır; o, ruhun ezelde verdiği sözü unutmamış olmanın ağırlığını taşır. Karanfiller toprağın kokusuna teslim olmuşken, gül yapraklarını göğe doğru açar, sanki her bir taç yaprağında görünmez bir “yazan”ın kaleminden dökülen şiirler gizlidir. O, kalabalıklar içinde bir başına kalmanın değil, kalabalığı kendi rengiyle terbiye etmenin adıdır. Zaman geçip de bahçeye hazan çöktüğünde, karanfillerin kokusu keskinliğini yitirir, toprakla bir olur. Fakat gül, kurusa bile bir kâğıdın arasında ya da bir aşığın hafızasında saklı kalır. Çünkü gül olmak, sadece bir mevsimlik açmak değil; her bir "Alp Eren" feryadında, her bir “merdüm-i şeydâ” bakışında yeniden filizlenmektir.


Sonunda bahçe sahibi anlar ki binlerce karanfil bir araya gelse de bir tek gülün bıraktığı o “sırr-ı kadim” boşluğunu dolduramaz. Gül, o bahçeden çekildiğinde geriye kalan sadece sıradan bir toprak kokusudur; oysa gülün geçtiği yerde, ebedi bir zarafetin kokusu asılı kalır.

4 Yorum

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
Misafir
24 Eyl
5 üzerinden 5 yıldız

Fevkâladenin fevkinde bir deneme.

Beğen

Misafir
22 Eyl
5 üzerinden 4 yıldız

Tebrikler

Beğen

Hamit okur
22 Eyl
5 üzerinden 5 yıldız

Felsefi ve düşündürücü çok beğendim. Tebrikler

Beğen

Batu212
22 Eyl
5 üzerinden 5 yıldız

Uzun zamandır böyle bir şey okumamıştım. Devamı gelmeli

Beğen
bottom of page