top of page
Şiirler
KURMACA EDEBİYAT

Kurmaca Edebiyat'ta yayınlanmış tüm yerli şiir, çeviri şiir ve mensur şiirler


Gül-i Yektâ
Alperen Öztürk’ün "Gül-i Yekta" şiiri üzerinden tasavvufi bir derinlikle yalnızlığı, sabrı ve ruhun asaletiyle sürdürdüğü sessiz direnişi işleyen edebi bir tahlil. Bu mecra; karanfillerle çevrili bir dünya cehenneminde kendi gizli ateşinde yanan yegâne gülün, ezeldeki söze sadakatini odağına alıyor. Kalabalıklar içinde kendi hakikatini korumak isteyenler için kaleme alınan bu şiir, ruhun sarsılmaz zarafetini hissettiren edebi bir ayna işlevi görüyor.

Alperen Öztürk
17 Eki1 dakikada okunur


Mayıs Kasidesi
Gülsu Saylu’nun "Mayıs Kasidesi" şiiri üzerinden baharın, Kadıköy sokaklarının ve aşk dolu anıların izini süren nostaljik bir yolculuk. Bu mecra; Yeşilyurt’tan Moda’ya uzanan adımlarda mimoza kokularını, yağmur damlalarını ve unutulmayan o tatlı dokunuşları odağına alıyor. Mayısın tazeliğinde geçmiş bir aşka ve yeniden başlama umuduna sarılmak isteyenler için yazılan bu metin, kalbin en ince kıvrımlarına dokunan edebi bir ayna işlevi görüyor.
Gülsu Saylu
13 Eki1 dakikada okunur


Geçmişte Kalsam Ne Olur
Rıdvan Yıldız’ın "Geçmişte Kalsam Ne Olur" şiiri üzerinden zamanın akışını, özlemi ve varoluşsal yorgunluğu işleyen hüzünlü bir tahlil durağı. Bu mecra; eylülün yarısında takılı kalan anıları, maskeli günlerin kırdığı nefesleri ve Ankara'nın gölgesinde unutulmayan el ele yürünmüş yolları odağına alıyor. Kalabalıkların içinde tek başına bir yol gibi kalanların duygularına tercüman olan bu metin, ruhun yorgunluğunu görünür kılan edebi bir ayna işlevi görüyor.

Rıdvan Yıldız
9 Eki1 dakikada okunur


kadın gitti, erkek durdu; erkek gitti, kadın durdu
İşte ya, tek bir zamanda, tek bir yerde idiler. Hatta daha öncesinde hiç bu kadar aynı yerde hissetmemişler, birbirlerine bu kadar yakın olmamışlardı. Bir vücuttular, bir vücuttalar. Aldıkları karar onları öylesine yakınlaştırdı ki, ağaca sarılan sarmaşık gibi dolandılar.

Mert Yaman
5 Eki1 dakikada okunur


Filanca
Fahri Haris Doğan’ın "Filanca" şiiri üzerinden insanın belirsizlikle örülü yolculuğunu ve zamanın eriyişini sorgulayan imgesel bir durak. Bu mecra; mekânın, isimlerin ve kimliklerin silikleştiği bir güzergâhta, toprağın gidenleri sessizce barındıran umursamazlığını odağına alıyor. Varoluşun ve kayboluşun izini sürmek isteyenler için felsefi bir dille yazılan bu metin, adımların ve hayallerin kırılganlığını hissettiren edebi bir ayna işlevi görüyor.

Fahri Halis Doğan
1 Eki1 dakikada okunur


Oktay Rifat | Agamemnon | Kendi Sesinden
Oktay Rifat’ın "Agamemnon" şiiri, mitolojik imgelem ile toplumsal gerçekliği birleştiren destansı bir anlatıya sahiptir. Şair, Antik Yunan mitolojisinden Agamemnon figürünü tarihsel bir dekor olarak kullanırken, odağa Anadolu insanının, yoksul halkın ve ezilen sınıfın dirayetini koyar. Yönetenlerin ve egemenlerin dünyası ile nasırlı elleriyle toprağı işleyenlerin çilesi arasındaki uçurumu görünür kılar. Yaşamın ve varoluşun sancılarını tarih boyunca süregelen insanlık dramı ü

Kurmaca Edebiyat
30 Eyl1 dakikada okunur


Arzu
Ahmet Ayhan’ın dizelerinden dökülen; toplumsal huzur, adalet ve insanca yaşam arzusunu odağına alan derinlikli bir evrensel çağrı. Bu mecra; bireysel mutluluğun ancak insanlığın huzuruyla mümkün olabileceğini fısıldayan samimi ve toplumsal bir şiire ev sahipliği yapıyor. Kötülüğün karşısında durup insanca bir yaşamın ve toplumsal barışın izini sürmek isteyenler için içten bir zarafetle yazılan bu şiir; vicdanlara seslenen edebi bir ayna işlevi görüyor.

Ahmet Ayhan
26 Eyl1 dakikada okunur


Ölüm Bir Anlık Değildir
Yaşamın getirdiği ağır yükler ve zorluklar karşısındaki direnç ile yavaş yavaş gerçekleşen manevi ölüm arasında bir paralellik kurulur; insan tıpkı yaşamak için direndiği gibi, ölüm sürecini de anlık bir olay olarak değil, zamana yayılan bir mücadele şeklinde tecrübe eder.
Nafiye Tanbastılar
20 Eyl1 dakikada okunur


Yazın Orta Sayfaları Sığınmış Bir Türküye
Rıdvan Yıldız’ın şiiri; modern hayatın koşturmacasına, dünyanın kederine ve varoluşsal yüklere karşı şairane bir içe çekiliş metnidir. Şair; taş, su, melekler ve atlar gibi imgeler üzerinden çocuklarının uykusunu korumayı, ruhundaki taşkın duyguları dizginlemeyi ve dünyanın taşıdığı ağır kahır karşısında kendi ellerine, benliğine anlam aramayı işler.

Rıdvan Yıldız
16 Eyl1 dakikada okunur


Attilâ İlhan | Emperyal Oteli | Kendi Sesinden
Yağmurun puslu bir dekor gibi dizelere eşlik ettiği, imkansız bir aşkın ve kayboluşun şiiri: 'Emperyal Oteli'. Attilâ İlhan, bir sinema karesini andıran bu kült eserini kendi sesinden mühürlerken; bizi dumanlı odaların, ıslak kaldırımların ve 'yanlış yaşanmış' zamanların içine çekiyor. Şairin her vurgusuyla yeniden inşa edilen o kederli atmosfer, kelimelerin ötesine geçerek bir dönemin ruhunu kulaklarımıza fısıldıyor.

Kurmaca Edebiyat
13 Eyl1 dakikada okunur


Mühürler Kıyameti Ne Bilsin
Alır içimizden can yongasını
Bu yolcular bizden gider güzelim
Ne sen bir kılıcın son sahibiydin
Ne de korku dağların hâkimiydi
Merhamet gölgelere sakladı kendisini
Mekan ve zaman
Canilerin öfkesiydi yürekte

Nurullah Genç
11 Eyl1 dakikada okunur
bottom of page