kadın gitti, erkek durdu; erkek gitti, kadın durdu

İşte ya, tek bir zamanda, tek bir yerde idiler. Hatta daha öncesinde hiç bu kadar aynı yerde hissetmemişler, birbirlerine bu kadar yakın olmamışlardı. Bir vücuttular, bir vücuttalar. Aldıkları karar onları öylesine yakınlaştırdı ki, ağaca sarılan sarmaşık gibi dolandılar.
Erkek gitti, kadın durdu; kadın gitti, erkek durdu.
Aynı noktadan farklı yönlere yürüyeceklerdi. Kavuşmanın böylesine inandılar.
Kadın gitti, erkek durdu; erkek gitti, kadın durdu.
Dünyayı dolaştılar. Erkek suları içti, kadın dağları ezdi. Kadın bulutlara bastı, erkek çöllere düştü. Aradan yıllar geçti kavuştular. Belki kutsal kitaplarda yoktu adları, söylenmediler de dilden dile. Bastıkları yerden çiçekler fışkırdı, sessizce yürüdüler ölüme. Sınırları kendinden ırak, sızıları içlerinden gide gide.
Erkek gitti, kadın durdu; kadın gitti, erkek durdu. Bir vakit oldu, erkek durdu, aynı vakit kadın durdu; zaman durdu, dünya durdu. Bir ân bakmak istediler, ne kaldı arkada, henüz gözlerini çeviremeden ân durdu. Kadın gitti, bir salyangoz buldu, sırtına binip kırbaçladı. Oysa salyangoz öksüzdü, kabuğu dahi ağırken ona kadının yükü bindi üstüne. Erkek gitti, kelebek buldu, oturdu kanatlarına. Oysa kelebek hüzünlüydü, iki teli boynunu bükmüşken, erkek çekip teli kopardı.
Kadın gitti, erkek durdu; erkek gitti, kadın durdu.
Erkek ağladı, bu ilk teşhiriydi düşüncelerini. İlk acısıydı gönlünün, kadın bir damlada boğuldu. Erkek bir kese buldu, içini açtı, ellerinde yanınca kese, elleri kül oldu. Kadın dinledi sadece, saatin kösteğini doladı boynuna. Kopunca köstek, kadının da boynu koptu. Erkek akrebi ayrı, yelkovanı ayrı, hatta bir çift teli ayrı kovaladı. Yakaladı, tutuşturdu birbirine.
Kadın gitti, erkek durdu; erkek gitti, kadın durdu.


Yorumlar