top of page

iskeletten geriye kalan

Erten İdil Çebioğlu
2 Eyl
2 dakikada okunur

Wilhelm Steuerwaldt - Ruine einer Krypta im Winter - 1942
Kapak Görseli: Wilhelm Steuerwaldt - Ruine einer Krypta im Winter - 1942

I

sen ki yağmur seven ender bir çiçeksin

ne bataklıkta açarsın ve kuru çölde kurursun 


ben bir seyyahtım pusulamı kırdılar

heybemde gözyaşları, sırtlanıp girdiğim şehirlerde

amansız döğüşlere şahit yazıldım ve

vicdan mahkemelerinden yükseldi tokmak sesi  

şahsın     

ömür        

sürgününe 


bilirim bir balıkçı deyişidir vira bismillah

gölgemin sükuneti eşliğinde ayrıldım

heybemde tuz, sırtlanıp kaçtığım şehirlerde

yolculuğu içinde kan gibi taşıyan ben

ellerimde cam kesikleri yüzüm parçalanmış

anladım Tanrım imkansızlığın imanını

ve anladım Tanrım, çöle yağmur yağar da

mecnun’un payına kum ve güneş düşer

sırtında hoyrattır fecir ve salyangozlar

koca kentler taşır

beyaz kefenimde kara bir leke büyük puntolarla  

şahsın     

ömür        

sürgününe 


rönesansın kirli avuçlarından damlayan ter gibi

bakıyorum ve boş duvarları boyuyorum

kır yeşili kent grisi alüminyum bir tablo

neden ve nasıl demeden ne diye soruyorum

tetik çekilmezden önce işlendi cinayet

polis ne bir ceset ne de suç buldu  

etim yırtıldı ve soğuk     

etim yırtıldı ve soğuk        

etim yırtıldı ve soğuk

ve trajedi ve vahşet 


uzak denizlerin derinlerinde uzun gemiler demir alıyor

bu istiridyeler için bir şölendir

ölmek ile ölümü terk etmek arasında

bilirim ki doğum ve ölüm arası da ölmektir

insanın azameti olacakların alametidir

bilirim

 

II

korkunun önünde diz çökmüş bir adamın

kirli portresi kadar yalnızdır şimdi ruhumuz 


zehrine kanca vurulmuş iskorpittir

modernitenize bükülmüş dudaklarım

çarkı tersine işleyen kefenler

hayal sarkacından sarkıtacak

ve küllerinden doğacak titreyerek

kuşku

hükmüm bundandır 


bıçağın kör tarafı geldi sanırım çirkin tenime

sesime ve sessizliğime bağlı

kendime ve kendimden ayrı

gayrısını düşlemeden

namlu, ışık, ses ve his

ve hissizlik


göklerden bir çukur kazacağım kendime

tanrının vardığı o son noktadan başlayacağım

parmaklarımın ucundan süzülen

çingene kırmızısı kan

bir kan değirmeni içinde fark edilmeden

ölümün öldüğü gündirileceğim

cehennem sarmaşıklarından 


çığlıklarımdan yağan ateş parçaları

ölümlerini yaşıyorum ve seyr eyliyorum

selam olsun:

selam olsun sisifosun omzundan yükselen güneşlere

ve o güneşleri omzunda taşıyan yiğitlere

selam olsun bu şahitsiz gecelere

ve asal kalan tüm sayılara

Yorumlar


bottom of page